Çınar Altı Çaycısı

Prometheus Aklı ve Tanrıların Kibri

Posted in Kadın, Tarih by krasotkin on 01/01/2016
promete

Prometheus

Orhan Hançerlioğlu, meşhur Düşünce Tarihi adlı eserinde Yunan mitolojisinde insanın hangi iktidar ilişkilerinin ve çatışmalarının sonucunda yaratıldığını çok güzel bir dille anlatmıştır. Burada, anılan eserden yararlanarak biraz bu süreçten bahsetmek istiyorum.

Bu tasarımda, ilk etapta Zeus’un titan oğlu Prometheus tek bir erkek-insanı değil, birçok erkek-insan yaratıyor. Kadın-insan ise, tanrılar tanrısı Zeus’un, oğlu Prometheus’a olan düşmanlığı nedeniyle erkek-insanların başına bela olmak üzere yaratılıyor. Erkek-insanların adı yok, ama kadın-insanın bir adı var; Pandora…

Efsaneye göre titan karı-koca İapetos ve Klymene’nin dört oğlu olmuştur; Atlas, Menoitios, Prometheus ve Epimentheus. Bu çocukların dördü de akıl gücü bakımından tanrılara üstündüler ve tanrılara kafa tutmaktadırlar. Bu yüzden tanrılar tanrısı Zeus onlara karşı özel bir kin duymaktadır. Çocuklardan ilk ikisi Atlas ve Menoitios, tanrılarla titanlar arasındaki ünlü savaşa katılmış ve Zeus tarafından Atlas gökkubeyi omuzlarında taşımakla, Menoitios da yerin dibine kapatılmakla cezalandırılmıştır. Daha sonra Prometheus, ciğerleri kartallara yedirilerek, Epimetheus da ilk kadın Pandora’yı kendisine eş etmekle cezalandırılacaktır. Bu tasarımın ilginç ve kendine özgü yanı ilk kadının bir “ceza” olarak yaratılmış olmasıdır.

İlk erkek-insanlar ise titan Prometheus tarafından tanrıların başına bela olmak üzere yaratılmışlardı. Prometheus, tanrılar gibi budala ve duygusuz bencillere karşı, kendisi gibi akıllı ve duygulu özgeciller meydana getirmek amacıyla insanları gözyaşlarıyla sulandırdığı topraklardan yaratmıştır. Tasarım bir yerlerden tanıdık geliyordur size, ama burada bir titanın gözyaşları benim nezdimde miti daha ilginç kılıyor.

Tanrılar tanrısı Zeus’un buyruğuyla tanrı Hephaistos da ilk kadın-insan Pandora’yı su ve topraktan bir heykel yaparak yaratacaktır. Yani kadının harcında su, erkeğinkinde ise titanın gözyaşları vardır. Pandora’nın kelime anlamı tüm armağandır. Çünkü ona, Aphrodite güzelliğini, Minerva çekiciliğini, Hermes kurnazlığını ve yalancılığını, bütün öteki tanrılar da tek tek kendi özelliklerini armağan etmişlerdir. Böylelikle kadın daha varolurken tüm-tanrı olmuş bulunmaktadır. İster titan olsun, ister erkek, ona kimse karşı koyamayacaktır. Zira, tanrılar tüm iyi ve kötü güçleri ona devretmişlerdir. Kadın, tanrılarda bulunmayan akıldan başka her şeye sahiptir. Tanrılar gibi bencil ve duygusuzdur, isteklerinin önüne çıkacak her engeli gözünü kırpmadan yıkabilecektir. Üstüne üstlük, akıldan yoksun olduğu için tanrılara bağlanacak ve tanrılar onun yönetiminde bütün insanları rahatlıkla yönetebilecektir. Tanrılar, Pandora’nın varlığında yarattıkları bu güçle yetinmezler. Ona, bütün kötülükleri ve acıları içine doldurdukları bir kapalı kutu verirler. Tanrılar bencillik niteliğinden dolayı Pandora’nın bir gün dayanamayıp bu kutuyu açacağını bilmektedirler. Kim bilir, belki ilahi dinlerin tanrısı da Havva’nın yasak meyveyi bir gün tadacağını başından beri biliyorlardır.

Nitekim, Pandora beklendiği ve istenildiği gibi, bir gün kutuyu açacak, bütün kötülükler ve acılar insanlar arasında yayılacak, kutuda sadece umut kalacaktır. Her şeye rağmen umut… Kardeşi Prometheus’un karşı çıkışlarına rağmen Pandora’nın çekiciliğine ve güzelliğine dayanamayan Epimetheus onunla evlenecek, çevresine yayılmış bulunan bütün kötülük ve acıların ortasında, bu umudu da kullanmasını ve kendinden türeyecek kuşaklara kullandırmasını bilecektir.

Bu birleşmeden birçok kız doğmuştur. Bu kızlarla Prometheus’un yarattığı erkekler evlenmekte ve yeni insan kuşakları türemektedir. Bu insan kuşakları içinde tanrısal bir yan ve titansal bir yan bir araya gelip harmanlanmıştır. Tanrılık yan onların metafizik güçlerini geliştirirken, titansal yan da fizik güçlerini geliştirecektir. Bu fizik güç gün geçtikçe metafizik gücü boyunduruğu altına alacaktır. İnsanlar artık birbiriyle birleşerek üremekte, bundan ötürü de kişiliklerindeki tanrılık yan her gün biraz daha eriyip gitmektedir. Ne var ki tanrılar da insan soyu olan kadınlara dayanamayıp onlarla birleşmeye ve onlardan çocuklar yapmaya başlamıştır. Tanrıların ve insanların birbirine karıştığı, tanrıların insanlaşırken, insanların tanrılaştığı bir süreç başlamıştır artık. İnsan tanrılar tanrı insanları büsbütün tedirgin etmektedir. Zeus ne yapacağını şaşırmıştır, sonunda kesin bir çare olarak onları büyük bir tufan ile yok etme yoluna gidecektir. Ne var ki, Prometheusçu aklı  gün geçtikçe daha da gelişen insan, yok olmaktan kurtulmanın yolunu bulacaktır. Prometheus’un oğlu Deukalion ve Pandora’nın kızı Pyrrha, bu iki akıllı karı-koca, kocaman bir gemi yaparak evreni kaplamış bulunan azgın suların üstünde kalan Parnassos Dağı’na çıkmayı başaracaklardır.

Evrende, bir daha tanrıların oyununa gelmeyecek olan yeni insan soyları türemeye başlayacaktır diye bu bahsi kapatmaktadır yazar.

Söyleyin bakalım, aradan binlerce yıl geçmişken, şu anda tanrıların oyununa geliyor musunuz? Yoksa Prometheus’tan miras kalan ve gelişen aklınızla bu oyunların önünü alabiliyor musunuz?

Bülent Ecevit’in bir şiiriyle bitirelim;

promete şimdi kentte
kayalara bağlı değil
beton duvarlarla çevrilidir
kartalların giremeyeceği bir semtte
kendi kendini kemirir
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: