Çınar Altı Çaycısı

Otobüste Kadınlara Yer Verme Sorunsalına Farklı Bir Bakış

Posted in Kadın, Toplumsal by krasotkin on 04/01/2009

Şehir içi otobüslerin, toplum tekamülünün gözlemlenebileceği en iyi örneklem olduğunu düşünürüm. Bu mekanlarda şahit olduğunuz bir takım enstantaneler, yolcuların davranışları, özellikle yaşlı teyzelerin kendi aralarında kurdukları “short distance relationship” karakterli konuşmalar, ve daha bunlara benzer birçok şey toplumun çok farklı tabakalarını yakinen inceleyebileceğiniz bir veri sunar size.

2265023726_a61b8b799b_m1

Ablama bak. Üst demirden haşırt the blackboard yapmış. İşte tam evlenilecek kadın. (flickrdan itinayla apartılmıştır)

Dediğim gibi, toplum mentalitesinde kaydedilen değişimlere, tekamül evrelerine, bu inceleme faaliyeti için ekstradan bir efor sarfetmeksizin kör göze parmak bir şekilde şahitlik edersiniz. İnsanların hangi dönemde ne tür olaylar karşısında bir “farkındalık” sağlayacakları ise sahip oldukları psikolojik algı neticesinde biçimlenir. Son dönemlerde, şehir içi otobüslerde gözlemlenen “türbanlı kadınlara yer verilmesi” durumu da yine insanların sosyal-psikolojik algılamalarından kaynaklanmaktadır.

İsterseniz konuyu öncelikle daha geniş boyutuyla ele alalım. Bu yer verme konusunun çıkış noktasını, otobüsteki levhalarda da yazan “sakatlara, yaşlılara, çocuklu ve hamile kadınlara” yer verilmesi olarak varsayacağım. Bu çıkış noktası herkes tarafından gerekli bulunacaktır. Ama zaman içinde olay, genç kızlara, hatta sadece türbanlı kadınlara (daha doğrusu türbanlı bayanlara) yer takdim edilmesine varmıştır.

Tercihtir, safiyane bir davranıştır diyeceksiniz. Hiç de öyle değil ne yazık ki. Öncelikle kendine gösterilen yere oturan (genç) kadının mental yapısına eğilelim:

Bir kere kendisi, kendi nazarında kadın değildir. Cinsiyetini kadın olarak addetmek zor gelir. Kendisini kadın olarak değil, bayan olarak tanımlar. Bu iki kelime birbiriyle eş anlamlı gibi düşünülse de özünde çok farklı kavramlardır. Kadın kavramı asidir, ataerkil sosyo-ekonomik yapı içinde birçok hak talep eder. Bayan ise naiftir, kendine sunulanı kabul eder. Kendine bağışlanan hakları lütuf sayar. Kadın ise kendine hak bağışlanmasını değil, o hakları elde etmek ister. Toplum içindeki bir bayanın bilinçaltındaki esas kaygısı kendini “iğfal” edilmekten korumaktır. Bu yetiştirilme tarzı nedeniyle daha çocukluktan beynine yerleştirilen bir mekanizmadır. Bu bilinçaltı çok basit davranışlarından en kompleks hareketlerine kadar kendisini şekillendirir. Cinsellik, bayan için edilgen bir anlam taşır. Kadın ise bu bakış açısından çoktan sıyrılmıştır.

Bu yüzden, toplum hayatı içindeki bir bayan korunmaya, muhafaza edilmeye muhtaçtır. Kendisine toplu taşıma araçlarında yer verilmesi, kendinin de bunu hiç garipsemeden bu yönlendirme hareketini kabul etmesi işte bu sosyal bilinçaltından kaynaklanır.

1368130382_e945420d08_m

İdeal duruş pozisyonu. Göt garantide, eller serbest. Afferin Osakalı kız (flickrdan itinayla apartılmıştır)

Bayan muhafaza edilmeye muhtaçtır, çünkü ayakta tam olarak nerede duracağını kestiremez. Dikkat edin, otobüse binen bir erkek daha koridorda ilerlerken birkaç saniye içinde nerede duracağına karar verebilirken (en doğru yer otobüsün gidiş yönüne doğru yaslanacak bir yer bulmaktır) bayan bunu yapamaz. Otobüsün çeşitli manevraları karşısında hangi şekilde durulacağını, hangi ayağına ağırlık verileceğini bilebilmenin, sadece Princeton Üniversitesi’nde quantum fizik alanında ph.degreesi olanlara has bir erdem sanar. Basit bir pratikle öğrenilebilecek bu şeyi öğrenmeye uğraşmaz. Çünkü onu muhafaza eden birileri mutlaka çıkacaktır. Çocukken çıkmıştır, lisedeyken çıkmıştır; cemiyetten cemaate doğru sosyal yapının dönüşüme uğradığı bu dönemde de dışardan birileri mutlaka çıkacaktır.

Hani türbanı sadece dini inancı uyarınca kullandığını üstüne basa basa belirten bayanlar var. Onlara ne zaman inanacam biliyor musunuz; ne zamanki bir adam kendisine yer verdiğinde, kendine gösterilen yere oturmak yerine “teşekkür ederim, ayakta gidebilirim” diyip, bayanlık sıfatını ve karşı cins tarafından kendine layık görülen yeri reddeder, işte o zaman.

Gerçekten de Cemil Meriç doğru söylüyordu; çağımız insanın her türlü hürriyeti var. Ekonomik hürriyeti var, eğitim hürriyeti var, seyahat hürriyeti var, ama sadece tek bir şeyi yapma hürriyeti yok:

Hürriyetinden vazgeçme hürriyeti.

Ah be sevgili bayan, o koltuğa oturarak nelerden nelerden vazgeçiyorsun bir bilsen…

Reklamlar
Tagged with: ,

4 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. kahve said, on 07/01/2009 at 9:59 pm

    öncelikle çok güzel bir yazı yazmışsınız, tebrik ederim. bu sorun britney spears a kadar uzanır (i’m not a girl, not yet a woman). bu güne kadar bir erkek olarak karşı cinsten bir kişiyle konuşurken daima bayan kelimesini kullanmaya özen gösterirdim. bunun tek nedeni nezaketti. çünkü bazı kişilere kadın desen büyük gelir, kız desen küçük gelir, e abla da diyemeyeceğime göre bayan diyordum. peki sizce genelde 20-27 yaşları arasında olan karşı cinsten her kişi bu kadın kelimesini olumlu karşılar mı. doğru mu emin değilim ama kadın kelimesi ile kız kelimesi arasında bakireliğe uzanan bir anlam farkı da var. ve bakireliğine önem veren bazı kızlar kendilerine bu nedenden dolayı kadın denmesini istemeyebilirler. ve biz erkekler olarak bu yakın arkadaşlarımıza kadın diyerek, belki büyük bir pot da kırabiliriz.

    kadınlara karşı Atatürkçü düşünceyle yaklaşma, gerektiğinde feminizm savunuculuğuna kadar çabalamama rağmen, yazıdan sonra bile ne diyeceğim konusunda kararsızım

    Beğen

  2. krasotkin said, on 07/01/2009 at 11:16 pm

    yorumunuz için teşekkür ederim. herkes kadın kelimesini olumlu karşılar mı diye sormuşsunuz, karşılamaz. neden karşılamadığını uzun uzun izah etmeye çalıştım. ancak madem halen kararsız olduğunuzu söylüyorsunuz, belki kavramların dönüşüm sürecinden bahsettiğim entry zihninideki bulanıklığı bir parça olsun giderebilir. bayan başlığı, 95. entry. saygılar

    Beğen

  3. esra said, on 15/01/2009 at 2:37 pm

    şahsen oturmam yer verildiğinde, yer veren de pek çıkmaz bana verselerde oturmam ama bu oturmama sebebim zaten işeyerinde tüm gün oturuyor olmam aksi durumda hamile ve yaşlılara yer verilmesi gayet mantıklı bir olaykan pek bi boş olan “bayan” lara yer verilmesi de asılmaktan öteye geçemez sanırım…

    bir otobüste erkeklerin kabalaşabileceğinin son raddesini görmeniz de gayet mümkün, aylar önce başımdan geçen bir olayı şöyle anlatmıştım; http://kazankepceiliskisi.blogspot.com/2008/08/kadnlara-yer-vermem.html

    Beğen

  4. krasotkin said, on 16/01/2009 at 8:42 am

    ben bunu asılmak olarak görmüyorum esra. belki böyle bir niyet de sözkonusu olabilir ama çok nadirdir.

    yazında bahsettiğin adama gelince, eminim çocukluğuna inersek hazin bir tabloyla karşılaşırız, takma kafana =)

    Beğen


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: