Çınar Altı Çaycısı

Yargının Bitirildiği Yerde Güçler Ayrılığı?

Posted in Hukuk by krasotkin on 27/09/2011

Themis

Üniversite günlerim, geleneksel vize sonrası Beyoğlu turlarımızdan birisi. Yine bir yerlere oturmuş çok içmişiz. Kalan son takat ve bilinçle Çapa’daki öğrenci evine dönme çabası. Neyse ki sabaha kadar vızır vızır çalışan taksi-dolmuşlar var bu güzergahta, az hayır duamı almadılar eski muhitimde. Sıramız gelmiş binmişiz. Arkada bir kişilik yer var. 60′ına yakın gösteren ancak en fazla 40′ında olduğunu düşündüğüm bizden daha beter içmiş bir adam dışardaki sıracı tarafından arabaya sokuluyor. Bizim derdimiz de o dakika başlıyor. Adam gidene kadar susmak bilmedi,  bir şeyler konuşuyor, birilerine küfrediyor arada. Sabır göstermeye çalışıyoruz, ama terbiyesizliğin hudutunu kestirecek gibi değil. Dolmuş şöförlerinden aşina olmadığımız bir performans belki ama şöför herkesten daha çok sabrediyor. Yolculuk zaten kısa, trafik yoksa 20 dakika. Ama yolculardan bazıları homurdanınca artık dolmuş şöförü de tepkisini dizginleyemiyor daha fazla; “Dayı, sen doğduğun zaman baban davul mu çaldırdı erkek çocuğum oldu diye?” Aşağılama değil, bir serzeniş aslında, adamın o haline, tavrına içten gelen isyanla karışık bir üzüntü cümlesi. Biz Çapa’da atlıyoruz, adam arkada küfürlere devam ediyor. İnerken şöföre sabretmesini, başına iş almamasını tembihliyoruz.

Bugün bir Yargıtay Tetkik Hakimi zehir zemberek istifasını sundu. Gerekçesi ise özetle Türkiye’de yargının bitmiş olması ve iktidarın güdümü altına alınması. Özetle yetinmeyen okurları şöyle alabiliriz.

Karşı çıkılan hususlara getirilen çok sert bir tepkidir bana göre istifa kararı. Değerli medyamız Tayyip Erdoğan’ın bölgesel liderliğine öylesine kilitlenmiş durumda ki böylesi hayati önemi haiz bir konuyu bile görmezlikten gelebiliyor. Bittiği iddia edilen şey Et ve Balık Kurumu değil beyler, Yargı Sistemi. Hani güçler ayrılığının üç unsurundan bir tanesi, olmazsa olmazı…

İçinde bulunduğumuz dönemin karakteri belli; esen rüzgara doğru yelken açıp yol almaya çalışanlar, senelerdir bindiği atlarından inip başkalarının atına binmekten imtina etmeyenler, her devrin adamı olanlar, ve toplumun her kesiminden insanlar; gazeteciler, akademisyenler, iş adamları, yargıçlar, hakimler hatta sanatçılar…

Bir kere şu kati gerçeğin altını çizelim; yargı bağımsızlığının ortadan kalktığı ve yargının yürütme organının güdümüne sokulduğu bir düzende hukuk devleti kavramından söz edilemez. Böylesi koşullar altında bundan söz eden varsa yalanların en büyüğünü söylüyordur. Gazete ve televizyonlarda göremiyoruz, ancak haber kaynakları biraz didiklenirse karşılaştığımız tablo ortada; HES inşaatı aleyhine karar aldıkları için görev yerleri değiştirilen hakimler, yaptığı soruşturmanın dokunduğu yerler beğenilmeyince tenzil-i rütbe yapılan savcılar… Bir de özel yetkili savcılık diye bir kurum var ki ortada engizisyondan beter.

Bu ahval ve şerait altında, başkasının atına binmese bile ses seda çıkaramayan, hiçbir şekilde tepkisini ortaya koyamayan hakim ve savcılara sormak istiyorum; siz hakim ya da savcı olduğunuzda, babanız oğlum hakim savcı oldu diye davul mu çaldırdı?

Şununla etiketlendi:, ,

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.