Çınar Altı Çaycısı

Aston Martin ve Porsche’ye Konan Vergileri Aslında Kim Ödeyecek?

Posted in Ekonomi-Politik by krasotkin on 15/10/2011

Aston Martin

Geçen haftanın gündem yaratan konusu ilk etapta elektriğe ve doğalgaza yapılan fahiş zamlardı. İlk etapta diyorum, zira bu zamları müteakiben farklı tüketim malları kalemleri de bu zam furyasından nasibini aldı. Sigara, alkollü içki, cep telefonu ve özellikle de 1,6 cc motor üstü otomobillere yapılan ÖTV zamları doğalgaz ve elektriğe yapılan zamları bir nebze unutturdu. Hükümetin hanesine yazılması gereken bir cüretkarlığı daha; şimdiye kadar alışkın olduğumuz bir politika değildi zam gündemini başka bir zam gündemi ile değiştirmeyi denemek ve bunda nispeten muvaffak olabilmek.

Şimdi hepsini bir kenara bırakalım, benim asıl üzerinde durmak istediğim şey otomobil ÖTV’sinde meydana gelen artış. Başbakan bununla ilgili  ”Porsche’ye binmeyin, Fiat’a biniverin” minvalinde tavsiyede bulunmuş bugün bizlere. Bunu duyunca aklıma takıldı da, biraz sorgulama ihtiyacı hissettim. Gerçekten de 1,6 cc ve üzeri motora sahip araçlara yapılan zamlar sadece bu grup tüketicilerini mi ilgilendiriyor, yoksa altı gruplar da doğrudan olmasa bile dolaylı yollardan bu zamdan nasibini alıyorlar mı? Cevabını hemen söyleyip altını doldurmaya başlayayım; evet nasiplerini ziyadesiyle alıyorlar, daha açık bir ifadeyle bu işten kısa-orta vadede en zararlı çıkacak kesim 1,6 cc motor ve altı araçların potansiyel müşterileri olacaktır. (daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, ,

AKP Faşizmine Karşı Sanatçı Tepkisi

Posted in Kültür by krasotkin on 09/10/2011

Rutkay Aziz

Rutkay Aziz dün gerçekleşen Altın Portakal Ödül Töreni’nde yaptığı konuşma boyunca ayakta alkışlandı. Bu konuşmanın yankıları ise silik medya ve basın sayesinde olmasa da sosyal medya sayesinde halen sürüyor.

Malum, Türkiye esaslı bir kurumsal ve sosyal dönüşüm süreci yaşıyor. Bu süreç karşısında medya, basın, iş dünyası, üniversiteler ve devletin muhtelif kurumları pasifliğin dibine vurmuş durumdalar. Nadiren de olsa sesini çıkarmaktan çekinmeyenler ağırlıkla sanatçı grubundan insanlar. Bunun nedeni ne olabilir diye düşündüm ve bahse konu durum ile ilgili bazı kanaatlere vardım.

Öncelikle, sanat ile uğraşan eden kimseler, genellikle egoları yüksek olan insanlardır. Sanat ile uğraşan diyorum, çünkü burada sanatçı kimdir, kim değildir şeklinde bir tartışmaya girmek konunun özünden uzaklaşmamıza neden olacaktır. Sanat ile uğraşanlar tabiriyle sanatçıları ve sanatçı olma yolunda, niyetinde, kararlılığında olan insanları kastediyorum. Yani tabir sanatçılar alt kümesini kapsamakla birlikte daha geniş bir anlama tekabül ediyor. Neyse, fazla uzatmadan; peki toplumun bütün kesimleri bu kadar sinmişken, bir köşede pusmuşken neden olan bitene en çok öfkelenen bu insanlar oluyor? (daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, , , ,

Yargının Bitirildiği Yerde Güçler Ayrılığı?

Posted in Hukuk by krasotkin on 27/09/2011

Themis

Üniversite günlerim, geleneksel vize sonrası Beyoğlu turlarımızdan birisi. Yine bir yerlere oturmuş çok içmişiz. Kalan son takat ve bilinçle Çapa’daki öğrenci evine dönme çabası. Neyse ki sabaha kadar vızır vızır çalışan taksi-dolmuşlar var bu güzergahta, az hayır duamı almadılar eski muhitimde. Sıramız gelmiş binmişiz. Arkada bir kişilik yer var. 60′ına yakın gösteren ancak en fazla 40′ında olduğunu düşündüğüm bizden daha beter içmiş bir adam dışardaki sıracı tarafından arabaya sokuluyor. Bizim derdimiz de o dakika başlıyor. Adam gidene kadar susmak bilmedi,  bir şeyler konuşuyor, birilerine küfrediyor arada. Sabır göstermeye çalışıyoruz, ama terbiyesizliğin hudutunu kestirecek gibi değil. Dolmuş şöförlerinden aşina olmadığımız bir performans belki ama şöför herkesten daha çok sabrediyor. Yolculuk zaten kısa, trafik yoksa 20 dakika. Ama yolculardan bazıları homurdanınca artık dolmuş şöförü de tepkisini dizginleyemiyor daha fazla; “Dayı, sen doğduğun zaman baban davul mu çaldırdı erkek çocuğum oldu diye?” Aşağılama değil, bir serzeniş aslında, adamın o haline, tavrına içten gelen isyanla karışık bir üzüntü cümlesi. Biz Çapa’da atlıyoruz, adam arkada küfürlere devam ediyor. İnerken şöföre sabretmesini, başına iş almamasını tembihliyoruz.

Bugün bir Yargıtay Tetkik Hakimi zehir zemberek istifasını sundu. Gerekçesi ise özetle Türkiye’de yargının bitmiş olması ve iktidarın güdümü altına alınması. Özetle yetinmeyen okurları şöyle alabiliriz.

(daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, ,

Konjonktürel Mezalim ve Konjonktürel İnsaniyet… Bir Cenazeden İzlenimlerim.

Posted in Hukuk, Toplumsal by krasotkin on 18/09/2011

Doğan Yurdakul

Odatv tutuklu sanığı Doğan Yurdakul’un hayatını kaybeden eşinin cenazesindeki görüntülerden bahsediyorum.

Şahit olduğu hadiselerden Nihat Genç de yazısında bahsetmiş, ancak cenaze anıyla ilgili birkaç fotoğraf bile geldiğimiz nokta ile ilgili çok şey söylüyor aslından bize. Biraz vicdan, biraz muhakemeyle anlaşılmayan bir husus varsa da çatpat anlaşılır hale gelebilir. Tabii bir ölçek de iyi niyet olacak insanda…

Şimdi Doğan Yurdakul kanser tedavisi gören eşini kaybetti, ki zaten bir süredir bu acı habere de hazırlamış kendini. Yazısında belirtmişti. Arkadaşları hükümete yalvardılar çıkıp son kez eşini görebilmesi için, ancak o; “ben zaten onunla telefonda helalleştim, kimseye minnet etmem. böyle bir talebim yok” demişti. Yasal hakkı olduğu için özel cezaevi arabasıyla mezar başına kadar getirdi yüce devletimiz kendisini, Allah razı olsun. Ancak minnet etmemesinin karşılığını da cenazenin defin anına kadar gani gani çıkardı hükümetimiz. Allah onlardan da razı olsun…

(daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, , ,

Gericilik Kavramını Nasıl Tanımlamalı? AKP Gerici Bir Parti midir?

Posted in Toplumsal by krasotkin on 11/09/2011

Sözlükte, Yeditepe Üniversitesi ile ilgili bir entry vardı. Şimdi baktım da silinmiş gitmiş. Nickini hatırlayamadığım bir yazar, yine adını hatırlayamadığım bir mimarın okulun mimarisiyle ilgili düşüncesini paylaşmıştı. Bilindiği gibi bu okul Selçuklu mimarisine has özellikleriden esinlenilerek inşa edilmiş. Nitekim, bu bilgiye üniversite web sitesinin anasayfasında da yer verilmiş. İşte bu durumu gören mimar zat da “2000′li yıllarda kurulan yeni bir üniversite neden mimarisini yüzlerce yıl öncesinin medeniyetinde arar ki?” şeklinde bir soru sormuş.

Bu bilgiden sonra başlıkta cevabını aradığımız konuya dönersek iyi olur. Malumunuz, ya da değiliniz; gericilik kavramını toplumumuzda kullanmayı seven iki ana kesim var. İlki sol kesim, ikincisi de soyları şu günlerde tükenme noktasına gelen Kemalist kesim. Kavramı kullanan gruplar farklı ideolojik kökenlerden geldikleri için de bu kavramın söz konusu iki farklı kesim için farklı anlamlar ihtiva etmesi de gayet doğaldır.

(daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, ,

Somali’ye Yardım Gönder, %25 Ekstra Sevap Puan Kazan!

Posted in Toplumsal by krasotkin on 11/08/2011

Bu seneki ramazan eğlencemiz bu da; çok fonksiyonel bir eğlence yalnız. hem sevap işliyorsun, hem ramazan ayı olması vesilesiyle bu sevaplardan bonus sevap point kazanıyorsun, hem de cömertliğini, ne kadar iyi bir insan falan olduğunu gösterme imkanı buluyorsun. zekat vermek dinimizin beş şartından bir tanesi zaten. mübarek ayda yerine getirdin mi vecibeleri çarpan etkisiyle sana dönüşü katmerli oluyor zaten. Acaba yapılan yardımlar tüketim harcaması mıdır, yoksa yatırım harcaması mı?olaya bir de iktisadi açıdan bakacak olsak bir sorunsalla daha karşı karşıya kalacağız. bu kadar dert arasında bir de bu çıkmasın başımıza.

Bankaların ramazan kampanyaları var bir tornadan çıkma; ramazan ayı boyunca 100 tl harca, 25 tl bonus puan kazan… her iki durumun özünde yatan mantık birbiriyle nasıl da örtüşüyor değil mi? Kapitalizme özgü değerlerin ahlaki standartları ve dini vecibeleri yozlaştırıcı, yıkıcı etkisi değil de ne bu? Ama insanlara sorsak hayırseverliklerinden, cömertliklerinden dem vuracaklar, onun da farkındayım dostlar.

Neyse boşverin sorgulamayı, eleştirmeyi, gelin soframıza oturup akşam yemeklerimizi yiyelim. hemen karşımızda, televizyonda bir haber kanalı açık olsun. Açlıktan ölmek üzere olan bir Somalili çocuğun görüntüsü mutlaka ekranlara gelecektir. Biraz çık çık, vah vah yapar diğer haberle birlikte yemeğimizi yemeye devam ederiz. Ama ramazan hassasiyeti, yemek sonrasında 5 tl lik sms yardımı göndermemizi sağlayabilir de. 5 in, yüzde 25′i ne kadar yapar? Az bir şey yapar değil mi; olsun ama, biriksin biriksin…

Şununla etiketlendi:,

Lümpen Entelejensiya Kavramına Giriş (Dönüşen, Başkalaşan Bireyler)

Posted in Medya Kaşarlanması, Toplumsal by krasotkin on 30/07/2011

Kabuğuyla yiyenlerdensen ortadan bölsen yeterliydi.

Dün ordu komuta kademesinin istifa etmesi üzerine Taraf’ın kullandığı başlık şu olmuş: “Daha Karpuz Kesecektik”. Kendilerinden de bu beklenirdi diyemeyeceğim, ancak demek ki bu beklenirmiş. (-di’li ve -miş’li geçmiş zaman kipleriyle değer yargılarının sorgulanabileceğini bu başlık sayesinde öğrenmiş oldum.)

Üniversite ikinci sınıfta severek alıp okuduğum Cumhuriyet gazetesini okumayı bırakmamın bir sebebi vardı. Okul ana kapısı önünde içinde bulunduğum küçük bir olay yüzünden bir kırılma anı yaşamıştım. Taraf gazetesi ile özellikle anayasa referandumu ve genel seçim öncesi tarafgir duruşlarını görmem neticesinde minimumda, ağır aksak süren ilişkim de bugün itibariyle nihayete ermiş bulunuyor.

(daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, , ,

Çok Sahipsiz Koduk Buraları…

Posted in Şöyle Böyle by krasotkin on 12/07/2011

Bana göre güzel başlamıştım, ama devamını getiremedim bu blog olayında. Anadoludan üç büyüklere transfer olup başta saman alevi gibi parlayan, sonra istikrarsızlığıyla kaçınılmaz düşüşüne geçen üçüncü sınıf topçu gibiyim azcık. Ama, bu kadar  ara, ilgisizlik, sahipsizlik yeter, ekşi sözlük de iyice kabak tadı vermeye başlamışken tekrar sulayalım, yeşertelim buraları. Ne güzel başlıklar açıyorum halbüsi, altını bakınız dışında dolduran eden neyim kimse yok. Bazen o bakınızlar bile olmuyor, üzülüyorum sonra. Bu yaştan sonra aklımıza gelen şeyi saat, rating kaygısıyla mı girelim ama dostum?

Neyse, eğer uğrayan eden kimseler varsa herkese benden yana tekrardan selam olsun. Muhtelif duygu ve düşüncelerimi tekrar çınar altı çaycısında paylaşıyor olacağım.  Duygularımı paylaşacam dediysem çıkma teklif etmem kimseye, endişeniz olmasın =)

Çok yakında burada…

Takımı Fark Yerken Tribünde Renkli Görüntüler Veren Mal Taraftar

Posted in Şöyle Böyle by krasotkin on 27/06/2010

Paraguay'lı mal abla. Vatan gazetesi bir gazetecilik başarısının altına imza atarak bu ablanın Paraguay'da mankenlik yapan Larissa Riquelme olduğunu ortaya çıkarmış.

İnan olsun vuvuzeladan çekmedim bu kadarını, başka herhangi bir şeyden de görmedim bu zulmü…

Dağ gibi İngiltere ezeli rakibi önünde ezim ezim eziliyor, kadın orada yüzünü gözünü İngiltere Bayrağı şeklinde boyamış, elindeki bardak biranın keyfini çıkarıyor. Kameranın kendini çektiğini fark edince de şebekliğin, arsızlığın biri bin para. Halbuki, in the tabeleye bakıyorsun, skor 4-1. Almanya gümbür gümbür top oynuyor karşında. Üşüyoruz Churchill Reis diye ağlayacağın yerde keyfinden zerre ödün vermiyor hanım kızımız. Maksat tribünlerde renkli görüntüler oluşmasına vesile olan taraftar olmak. Sadece İngiliz taraftarlar mı, hayır. İşte aynısı az önce Meksika-Arjantin maçında da zuhur etti. Kafa kafaya giden maçta, bariz ofsayttan takımın gol yemiş, bütün dengeler bunun akabinde aleyhine bozulmaya başlamış. Üzerine iki gol daha peşi sıra gelmiş, adam isyan edeceği, feryat edeceği yerde tribünde zıp zıp zıplıyor. Uzun Bacaklı Edward’la savaşmaya giden İskoç askeri gibi de süslenmiş deyyuz.

Kulüp futbolu istiyorum artık ben kardeşim. Soğudum bu dünya kupası sırasında milli maçlardan köküne kadar. Eksik olsun tribünlerdeki renkli görüntüleriniz. Hele bir de Cannes plajı gibi kendini pazarlama platformu olarak kullanan muhtelif ülkelerden ablalar var ki, of aman aman.

Şununla etiketlendi:

Lombak’ı Özleyen Bir Ben miyim?

Posted in Mizah by krasotkin on 09/06/2010

Mizahtan en çok tat aldığım dönem, Lombak mecmuasının Uykusuz’dan evvelki halidir. Mizahını, çizgisini takdir ettiğim, sevdiğim ne kadar adam varsa neredeyse hepsi burada. Umut Sarıkaya derginin kıyısından köşesinden girmeye başlamış, Yetkin Gülmen keza öyle, iki aya üç aya bir dergide kendine yer bulup kendini okuyucuya sevdirmeye başlıyor. Ersin Karabulut da Kenan Yararvari çalışmalarıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başlamış, gelecek vaat eden karikatüristler listesine en baş sıralardan giriyor.

(daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, ,
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.